ABD’nin uzun yıllardır İran’a uyguladığı yaptırımların resmi gerekçesi, nükleer silahlanma riski ve bölgesel istikrarsızlık. 2015’te imzalanan Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA), İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngörüyordu. Ancak Donald Trump döneminde ABD’nin anlaşmadan çekilmesi, meselenin yalnızca nükleer başlıkla açıklanamayacağını gösterdi. Eğer sorun sadece uranyum zenginleştirme oranı olsaydı, diplomasi masası bu kadar kolay devrilir miydi?
İran, dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden birine ve ciddi petrol kaynaklarına sahip. Bu kaynakların önemli bir kısmının Çin’e yönelmesi ise Washington açısından sadece ekonomik değil, stratejik bir mesele. China, enerji güvenliğini sağlamak için uzun vadeli anlaşmalarla İran’la yakın ilişkiler kuruyor. 2021’de imzalanan 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşması bunun en açık göstergesi.
ABD’nin küresel önceliği artık Orta Doğu’daki rejim değişiklikleri değil; esas mücadele, yükselen güç Çin’in ekonomik ve teknolojik yayılımını sınırlamak. Bu nedenle İran dosyası, yalnızca Tahran-Washington hattında değil, Washington-Pekin rekabetinde de okunmalı. İran’ın enerji kaynaklarının Çin’e istikrarlı ve uzun vadeli akışı, ABD’nin Asya-Pasifik stratejisini zayıflatabilecek bir faktör olarak görülüyor.
Iran, Batı yaptırımları nedeniyle enerji ihracatında alternatif pazarlara yönelmek zorunda kaldı. Bu durum da Çin’i doğal bir ortak haline getirdi. ABD açısından mesele, İran’ın nükleer başlık sayısından ziyade, Çin’in enerji güvenliğini güçlendiren bir ekonomik hattın oluşması olabilir.
Elbette bu tablo siyah-beyaz değil. İran’ın bölgesel milis ağları, İsrail ile gerilim, Körfez güvenliği gibi başlıklar da Washington’un hesaplarında yer alıyor. Ancak büyük resimde, 21. yüzyılın asıl mücadelesinin enerji, ticaret yolları ve küresel güç dengesi üzerinden yürüdüğü açık.
Bugün Orta Doğu’da yaşanan her kriz, aslında daha büyük bir satranç tahtasının hamlesi olabilir. İran’ın nükleer programı bu oyunda bir taşsa, enerji kaynakları belki de vezirdir.
Mesele yalnızca İran’ın ne yaptığı değil; Çin’in ne kadar güçlendiği ve ABD’nin bunu nasıl dengelemek istediğidir. Küresel rekabet çağında savaşların gerekçesi güvenlik gibi görünür; fakat çoğu zaman arka planda enerji ve jeopolitik hesaplar vardır.