Bugun...



Kozinoğlu dosyasında üç kritik soru: İlk rapor ne diyordu, savunma notları nerede, Adli Tıp örneklerine ne oldu?

Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın 15 yıl sonra yeniden açılmasıyla, dosyanın geçmişine ilişkin üç kritik başlık yeniden gündeme geldi: İlk tıbbi rapor gerçekten “kalp krizi” demiyor muydu? Ölümünden önce hazırladığı savunma notları kimlerin elinden geçti? Adli Tıp Kurumu’nda bulunan kan, saç ve doku örneklerinin akıbeti ne oldu?

facebook-paylas
Tarih: 21-09-2026 22:24

Kozinoğlu dosyasında üç kritik soru: İlk rapor ne diyordu, savunma notları nerede, Adli Tıp örneklerine ne oldu?

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’nde 12 Kasım 2011’de hayatını kaybetmesinin ardından yürütülen soruşturma, 10 Nisan 2012’de takipsizlik kararıyla kapatılmıştı. Adli Tıp Kurumu’nun nihai değerlendirmesinde ölüm nedeni “kronik iskemik kalp hastalığı” olarak belirtilmiş, zehirlenmeye ilişkin bulgu bulunmadığı aktarılmıştı.

 

Ancak dosya, Silivri Sulh Ceza Hâkimliği’nin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla yeniden açıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alındığını, özel bir ekip oluşturulduğunu ve olayın tüm yönleriyle araştırıldığını açıkladı.

 

Bugün dosyada özellikle üç soru öne çıkıyor.

 

1. İlk raporda “kalp krizi” yoksa, kalp krizi açıklaması nasıl ortaya çıktı?

 

Bu soru, 2026’da yeniden gündeme getirilen en önemli başlıklardan biri.

 

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, 2 Eylül 2026'da TBMM'deki açıklamasında Kozinoğlu'nun ölümünün kamuoyuna o dönem “ağır spora bağlı kalp krizi” şeklinde yansıtıldığını, ancak kendi araştırmalarına göre ölüm nedeninin rapora “kalp krizi” olarak değil, kalp-damar rahatsızlığı şeklinde girdiğini söyledi.

 

Burada önemli bir ayrıntı var:

 

Kozinoğlu'nun ölümünden yalnızca iki gün sonra, 14 Kasım 2011 tarihli Anadolu Ajansı haberinde, aile ve avukata verilen raporda henüz herhangi bir ölüm nedeninin belirtilmediği, kesin nedenin toksikolojik ve histopatolojik incelemeler sonrasında belirleneceğinin bildirildiği aktarılmıştı.

 

Silivri Devlet Hastanesi'nin epikrizinde ise Kozinoğlu'nun saat 19.10'da hastaneye “ex” halde getirildiği ve 19.30'da ex kabul edildiği kaydedilmişti.

 

Daha sonra Adli Tıp'ın nihai değerlendirmesi ortaya çıktı. 2012'de savcılık, ölümün kronik iskemik kalp hastalığına bağlı doğal ölüm olduğu değerlendirmesine dayanarak takipsizlik verdi.

 

Dolayısıyla bugün cevaplanması gereken soru, basit biçimde “kalp krizi geçirdi mi?” sorusundan daha geniş:

 

İlk incelemede hangi bulgular vardı? Nihai raporda hangi histopatolojik ve kardiyolojik bulgular ölüm nedeni ile ilişkilendirildi? “Kalp krizi” ifadesi hangi aşamada ve hangi tıbbi belgeye dayanılarak kamuoyuna yayıldı?

 

Bu ayrım önem taşıyor. Çünkü “kronik iskemik kalp hastalığı” ile halk arasında kullanılan “kalp krizi” ifadesi tıbben birebir aynı ifade değil.

 

Nitekim 2012'de yayımlanan haberlerde Adli Tıp'ın yaklaşık üç ay süren incelemesinde doku örnekleri üzerinden zehirlenme ihtimalinin de araştırıldığı ve nihai sonucun kronik iskemik kalp hastalığı olduğu aktarılmıştı.

 

2. Kozinoğlu'nun savunma notları nerede ve kimlerin elinden geçti?

 

Dosyanın ikinci kritik ayağı Kozinoğlu'nun ölümünden önce hazırladığı savunma belgeleri.

 

2026'da yeniden açılan soruşturma kapsamında Kozinoğlu'nun mahkemeye sunmak üzere hazırladığı el yazısı savunma notlarının fiziki nüshasının ve görüntülerinin soruşturma dosyasına girdiği bildirildi.

 

Ancak bu konu yeni değil.

 

2011 tarihli arşiv kayıtlarında, Kozinoğlu'nun ölümünden sonra koğuşunda bulunan savunma ve el yazısı belgelerine savcılık tarafından el konulduğu, bazı belgeler hakkında gizlilik kararı bulunduğu ve avukatlarının bu belgelere ulaşmaya çalıştığı görülüyor.

 

Dönemin basınında ayrıca Kozinoğlu'nun avukatlarına yaklaşık bin sayfalık el yazısı not gönderdiği iddiası da yer almıştı. Ancak bu notların tamamının mahkeme dosyasına girip girmediği ve o tarihteki bütün nüshaların akıbeti konusunda açık kaynaklarda tam ve kesin bir belge zinciri bulunmuyor.

 

Bu nedenle bugün sorulması gereken sorular şunlar:

 

Kozinoğlu'nun ölümünden önce hazırladığı bütün savunma notlarının orijinali nerede?

 

Kim tarafından teslim alındı?

 

Hangi nüsha adli dosyaya girdi?

 

Hangi belgeler avukatlarda kaldı?

 

Savunma notlarının tamamı ile bugün soruşturma dosyasına giren belgeler aynı belgeler mi?

 

Bu soruların cevaplanması, yalnızca Kozinoğlu'nun ölümü açısından değil, ölümünden önce mahkemede açıklamayı planladığı iddia edilen bilgilerin akıbeti açısından da önem taşıyor.

 

3. Adli Tıp'taki kan, saç ve doku örneklerine ne oldu?

 

Dosyanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise ölümden yalnızca günler sonra Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi'nde meydana gelen hırsızlık olayı.

 

2011 yılında basına yansıyan bilgilere göre, Adli Tıp Kurumu'nun Yenibosna'daki merkezinde bir kişi “su sebili takılacağı” gerekçesiyle Kimya İhtisas Dairesi'ne girdi. Bazı çalışanları dışarı çıkardıktan sonra odalarda ve laboratuvar bölümünde bulundu ve personelin bazı kişisel eşyaları çalındı.

 

Olayın Kozinoğlu dosyası açısından kritik hale gelmesinin nedeni ise Kozinoğlu'ndan alınan kan, saç ve doku örneklerinin de aynı kurumda bulunuyor olmasıydı.

 

Dönemin basınında, örneklerin başka numunelerle değiştirilmiş veya kaybolmuş olabileceği ihtimali gündeme getirildi. Ancak bu, o tarihte ortaya atılmış bir iddia olarak kaldı.

 

Adli Tıp Kurumu ise 24 Kasım 2011'de yaptığı resmi açıklamada bu iddiayı reddetti.

 

Kurum; hırsızlığın gerçekleştiği ofis bölümü ile numunelerin bulunduğu laboratuvar bölümünün birbirinden ayrı olduğunu, laboratuvara kartlı geçiş sistemi bulunduğunu, numunelerin muhafaza edildiği soğuk odanın ayrıca korunduğunu ve Morg İhtisas Dairesi'nde “şahit numune” tutulduğunu açıkladı.

 

Kurum ayrıca kamera kayıtlarının incelendiğini ve yetkisiz kişinin numunelerin bulunduğu bölümlere girmediğinin tespit edildiğini bildirdi.

 

Dolayısıyla bugün itibarıyla “Kozinoğlu'nun doku örnekleri çalındı” veya “değiştirildi” şeklinde kesinleşmiş bir bulgu bulunmuyor.

 

Fakat 2026'da dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte bu eski olayın yeniden incelenmesi, özellikle numunelerin teslim-tesellüm kayıtları, laboratuvar giriş-çıkış kayıtları, soğuk oda kayıtları, kamera kayıtları ve yapılan analizlerin ham verileri açısından önem kazanıyor.

 

Patoloji sonuçları gerçekten nerede?

 

2011'deki ilk haberlerde açıkça, Kozinoğlu'nun organlarından alınan örneklerde histopatolojik inceleme yapılacağı ve kan, idrar ve göz sıvısı gibi materyallerde toksikolojik araştırma yürütüleceği belirtilmişti.

 

2012'de ise Adli Tıp incelemesinin tamamlandığı ve ölüm nedeninin kronik iskemik kalp hastalığı olduğu açıklandı. Zehirlenme ihtimali yönünden de inceleme yapıldığı bildirildi.

 

Fakat bugün kamuoyunun önündeki asıl mesele, nihai raporun sonucu kadar rapora götüren ham bilimsel verilerin nerede olduğu.

 

Örneğin;

 

Histopatoloji preparatları hâlâ mevcut mu? Parafin blokları muhafaza edildi mi? Toksikoloji analizlerinin ham sonuçları nerede? Numunelerin teslim-tesellüm zinciri kayıtlı mı? “Şahit numune”nin akıbeti ne? 2011'deki hırsızlık sırasında numunelere erişim ihtimali teknik olarak araştırıldı mı? Yapılan analizlerin tamamı yeniden doğrulanabilir durumda mı?

 

Bunlar cevaplanmadan “örnekler yok edildi” veya “değiştirildi” demek mümkün değil. Ancak yeni soruşturmanın bu zinciri yeniden incelemesi, dosyadaki en önemli teknik başlıklardan biri olabilir.

 

2026 soruşturması neden önemli?

 

Çünkü artık 2012'de kapatılan dosya yok. Silivri Sulh Ceza Hâkimliği'nin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kaldırıldı ve soruşturma yeniden başlatıldı. Adalet Bakanlığı da yeni soruşturmanın gizlilik kararı altında yürütüldüğünü ve özel bir ekip kurulduğunu açıkladı.

 

11 Eylül 2026'da Kozinoğlu'nun mezarı açıldı. Adli tıp uzmanları, kimyager ve otopsi teknikerinden oluşan ekip tarafından kemik, diş, toprak ve diğer örnekler alındı. Bu örneklerin, eski kamera kayıtları, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle birlikte değerlendirilmesi planlandı.

 

Ayrıca soruşturma kapsamında olay tarihinde görev yapan bazı cezaevi personeli hakkında adli işlemler başlatıldı; 18-19 Eylül'de yeni gözaltılar gerçekleştirildi.

 

Hasan Atilla Uğur'un ifadesine ilişkin haberlerde ise Kozinoğlu'na verilen dilaltı hapı, koğuş kamerasındaki görüntüler, odadan çıkarılan bardak ve Uğur'un elindeki cisim gibi ayrıntıların soruşturmacılar tarafından sorulduğu bildirildi. Uğur'un avukatı ise kamera kayıtlarının bizzat müvekkili tarafından talep edildiğini ve görüntülerin Uğur'un Kozinoğlu'na yardım ettiğini gösterdiğini savundu.

 

Şimdi dosyanın kilit soruları

 

Kozinoğlu dosyasının yeniden açılmasıyla birlikte mesele artık yalnızca “ölüm nedeni neydi?” sorusundan ibaret değil.

 

1. İlk tıbbi değerlendirmede ölüm nedeni neden belirtilmedi ve sonraki süreçte “kalp krizi” ifadesi hangi belgeye dayanılarak kullanıldı?

 

2. Nihai Adli Tıp raporunda “kronik iskemik kalp hastalığı” sonucuna hangi histopatolojik ve kardiyolojik bulgularla ulaşıldı?

 

3. Kozinoğlu'ndan alınan kan, saç, doku ve diğer numunelerin eksiksiz teslim-tesellüm zinciri mevcut mu?

 

4. Adli Tıp Kimya İhtisas Dairesi'ndeki 2011 hırsızlığı sırasında Kozinoğlu'na ait numunelere erişim teknik olarak mümkün müydü?

 

5. Numunelerin “şahit örnekleri” bugün nerede?

 

6. 2012'de hazırlanan toksikoloji ve patoloji raporlarının ham verileri yeniden incelenebilecek durumda mı?

 

7. Kozinoğlu'nun ölümünden önce hazırladığı tüm el yazısı savunma notlarının orijinalleri nerede?

 

8. 2011'deki soruşturma ile 2026'da yeniden açılan soruşturmanın delil zinciri arasında herhangi bir kopukluk var mı?

 

Bu soruların yanıtları verilmeden, “cinayet”, “zehirlenme”, “numuneler değiştirildi” veya “deliller yok edildi” şeklinde kesin hüküm kurmak doğru olmaz.

 

Ancak dosyanın 15 yıl sonra yeniden açılması ve mezardan yeni örnekler alınması, bu iddiaların artık yalnızca kamuoyu tartışması olmaktan çıkıp adli soruşturmanın konusu haline geldiğini gösteriyor. Kesin tabloyu belirleyecek olan ise yeni Adli Tıp incelemesi, delil zincirinin denetlenmesi ve savcılığın ulaştığı yeni deliller olacak.




Kaynak: Haber Merkezi

Editör: Adem Dağ

Bu haber 94 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Van Büyükşehir Belediye Başkan Seçiminde hangi adaya oy vereceksiniz?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI